İletişim dünyası neyin ne olduğundan ziyade nasıl iletildiği ile alakalıdır. Gazetenin birinci sayfasında ödül kazanan bir alışveriş merkezi görürsünüz ve haber dikkatinizi çeker. Mimarın adı belli olmadığı gibi verilen ödülün ciddi bir şey mi yoksa kendi kendine yarışanlar arasında verilen bir ödül mü olup olmadığını anlamak imkansızdır. Bir kumaş firmasının 20 dala yakın konuda verdiği bir ödülü alan dekoratörümüz dünyanın en önemli tasarımcısı gibi sunulabilir. Önemli olan başarının niteliği değil pazarlanan kişinin marka olarak spekülatif değer taşıyıp taşımadığıdır. Bu yalnız ülkemizde değil dünyada da böyle gider. Camii yapılır mimarı belli değildir içine bir mihrap bir lamba koyan kişi aniden kadın tasarımcı olarak dünya basınına taşınır.
İletişim dünyası neyin ne olduğundan ziyade nasıl iletildiği ile alakalıdır. Gazetenin birinci sayfasında ödül kazanan bir alışveriş merkezi görürsünüz ve haber dikkatinizi çeker. Mimarın adı belli olmadığı gibi verilen ödülün ciddi bir şey mi yoksa kendi kendine yarışanlar arasında verilen bir ödül mü olup olmadığını anlamak imkansızdır. Bir kumaş firmasının 20 dala yakın konuda verdiği bir ödülü alan dekoratörümüz dünyanın en önemli tasarımcısı gibi sunulabilir. Önemli olan başarının niteliği değil pazarlanan kişinin marka olarak spekülatif değer taşıyıp taşımadığıdır. Bu yalnız ülkemizde değil dünyada da böyle gider. Camii yapılır mimarı belli değildir içine bir mihrap bir lamba koyan kişi aniden kadın tasarımcı olarak dünya basınına taşınır.
Dünyada benzeri pek çok stad yapan ve başarılı mimarımızın adı saklıdır. Güzide spor kulübü Galatasaray bile bunu duyurmaya çaba sarf etmez. Medyanın benzer şekilde kullanmaktan zevk aldığı müteahhit stadın mimarı olarak lanse edilir gider. Bunda biraz da konuları farklı yönlerde incelemekten araştırmaktan kaçınan medyamızın da suç payı vardır elbette. Mimarın Eren Talu değil de Almanya'da birçok spor tesisini ve kamu binalarını başarıyla yapan Mimar Mete Arat olduğunu kimseler bilmez. Ama gerçek şu ki iletişim ne yaptığın ile ilgili değildir günümüzde, "coverage" daha önemlidir.
Hıncal Uluç üşenmemiş bir sayfa yazmış geçen günlerde, Gebze de Turkcell Teknoloji Binası’nı gezmiş hayran olmuş. Bu binayı yapanların heykeli dikilmesi lazım demiş, iltifatlara boğmuş yapıyı. Mimarların ismi yok. Google aklına bile gelmemiş Hıncal Bey’in.
Yine gazetelerde sıkça duyduğumuz Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk'un ''Masumiyet Müzesi'' adlı romanında anlattığı müze, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti (AKB) Ajansı'nın desteğiyle Çukurcuma'da kurulduğu ile ilgili haberlerinin neredeyse hiç birisinde mimarın ismi yer almıyor.