Zoom Mimarlık’ın ortakları Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı tasarım+iç mimari+mimari bileşenin en iyi temsilcileri bana göre. Bir içmimar ve endüstriyel tasarımcı ile bir mimarın ortaklığından doğan Zoom Mimarlık, 17 yıllık birikimini Bağdat Caddesi’nde bırakarak, İstiklal Caddesi’nde farklı bir eksene taşındılar.
Zoom Mimarlık’ın ortakları Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı tasarım+iç mimari+mimari bileşenin en iyi temsilcileri bana göre. Bir içmimar ve endüstriyel tasarımcı ile bir mimarın ortaklığından doğan Zoom Mimarlık, 17 yıllık birikimini Bağdat Caddesi’nde bırakarak, İstiklal Caddesi’nde farklı bir eksene taşındılar.
“Bugün geldiğimiz noktada yaptıklarımız, tamamladıklarımızın, o anda buharlaştığını bilerek, bütün deneyimlerimizin edinimleriyle yetinemeyeceğimizin bilinci içinde çalışmayı sizlerle paylaşıyoruz.” gibi bir yorum ile kendilerini tariflediklerine göre, tasarım maceralarını yeni bir ufka yelken açarak devam ettirmek istemeleri çok da anormal gelmiyor. Geçtiğimiz aylarda radikal bir kararla steril bir atmosferden, daha kozmopolit bir caddeye taşınan Zoom Mimarlık’ın yeni ofisi tam da bu tazelenmeye birebir uygun bir adım... Bağdat Caddesi’ndeki klasik apartman dairesinden, İstiklal Caddesi’nin en kıskanılası binalarından birisi olan Hrisovergi Apartmanı’ndaki ofisleri görülmeye değer. Hem Hrisovergi’nin asaleti, hem de bulunduğu sokağın cazibesi Zoom’un ofisini eski İstanbul’un bir parçası haline getiriyor. Ofisin varlığı İstiklal Caddesi’ni Sıraselviler’e bağlayan Meşelik Sokak’ta gizli bir kaçış noktasında hissetmenizi sağlıyor. Çalışma masanızdan dışarı baktığınızda akıp giden hayat, caddelerden geçen binlerce insan, camın öte yanındaki Aya Triada Kilisesi ve kilisenin gizli bahçeye davet edası ile karşınızda beliren kapısı bile çarpıcı güzelliğiyle ilham kaynağı olmaya yeter.
Zoom Mimarlık’a yeni ofislerini nasıl tasarladıklarını sormazsam olmazdı tabi. Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı, yalın bir tasarımın eski bir yapıyla nasıl ve hangi malzemelerle birleştiğini şu şekilde anlattılar; “Ofisimizin düzenlemesini, bir azınlık vakfının çok azının bozulmamış bir katında, binanın tüm iç duvar sistemini olabildiğince soyarak, bizim ihtiyaçlarımızın sonucundakileri de katarak görücüye çıkarma çabası hali olarak özetleyebiliriz. Yapıya zarar vermemek için mevcut kargir duvarlar zorunlu olarak korunarak, döşemelerde ahşap karkas taban üzerine ahşap parke, volta döşeme üzerine ise brüt beton efekti ve epoksi döşeme uygulanarak, yüksek tavanlı bu mekanları günümüzün en yalın malzeme ve teknik dokunuşlarıyla oldukça iddiasız, mevcuda saygılı, sakin bir sığınak haliyle aydınlatarak mekanı tasarladık. Zaten kendi bünyesi ve çevresiyle bizleri çok farklı besleyen bu yapıya sadece reverans yaparak yapıyı renklendirdik ve kapladık.”
Salt Galata’nın konferans salonundan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin iç mimarisine, Acıbadem Hastaneleri’nden, Medipol’lere kadar birçok önemli projeye imza atan Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı çoğunlukla kendimizi evimizde hissetmemizi sağlayan hastaneleri, konferanslar izlediğimiz, konserlere gittiğimiz konferans salonlarını tasarlamış olsalar da sadece bir konuda uzmanlaşmak istemediklerini özellikle belirtiyorlar. 17 yıllık birikimlerinin ötesinde her zaman ilk olabilecek projelere açık olduklarını da söylemeden geçemiyorlar.
Yolunuz Meşelik Sokak’tan geçerken Hrisovergi Apartmanı’na alıcı gözle bakın derim.